Dağların oluşumunu bilmek için, önce dünyamızın ne şekilde meydana geldiğini incelemek gerekir. Bugün için geçerli olan bir teoriye göre, önceleri bütün güneş sistemi, tek bir bulut, yani kendi ekseni etrafında dönen kızgın bir gaz kitlesi halindeydi. Bu sürekli ve hızlı dönüş sonunda bütünün bazı parçaları koptu. Bu parçalar, türlü gezegenleri meydana getirdiler. Dünya da bu gezegenler arasındaydı. Dünyayı meydana getiren gaz kitle, dönmeye devam ederek yüksek bir ısı altında yoğunlaş. tı. Ağır maddeler (eriyik halindeki madenler) merkezde, hafif maddeler ise (eriyik halinde-' ki kayalar) yüzeyde toplandı. Bu kitle, döne döne, soğudu ve etrafını kaplayan madde kabuk halinde katılaştı. (Litosfer) dış tabakalar, merkezdeki maddelerden daha önce soğudular. Bu soğuma sonunda da kabuk büzülerek bugün dağ dediğimiz çıkıntıları meydana getirdi. Dağların bugünkü görünüşü eskisine göre çok değişiktir; çünkü üstünde yaşadığımız kabuk, sürekli değişmelere uğramıştır. Gerçekten de litosfer, iç kısımlardaki kaynar maddelerin hareketi ve etkisiyle değişen bir nitelik göstermektedir. Çevremizde sık sık, birbirine paralel, eğik ve biçimsiz kayalara, rastlarız. Genellikle bu kıvrımlarda yarıklar, kırıklar, bunların arasında da kayasal kitleler görülür. Bu değişmeler, toprağın altında yer alan sıcak kayaların etkisiyle meydana gelmiştir. lç merkezdeki kaynayan maddelerin hareketleri, bu çatlaklardan dışarıya aksederek, eski çıkıntıları yoketmiştir. Bütün bu olaylara (yükselme, alçalma. kıvrılma, bükülme, kırılma, yer değiştirme) genel olarak hareket etme adı verilir. Günümüze kadar süregelen iç (endojen) ve dış (eksojen) etkenler, dünya yüzeyinin görünüşünü değiştirmiştir. Başlıca iç etkenler, topragın son derece yavaş yükselme ve alçalmaları, zelzeleler ve yanardağ püskürmeleridir. Dış etkenler ise yağmur, rüzgâr, sıcaklık farkları, buzullar ve akarsulardır. Geniş bir düzlük ortasında, tek basına yükselen bir dağ kitlesi volkaniktir. Genel olarak dağlar sıra halinde ya da birden fazla kitle!er halinde geniş alanlara yayılırlar. Bu dağ sıraları, yerine göre derin ve düz vadilerle bölünmüştür. Dünyanın en uzun ve sürekli sıradağları, Güney Amerika kıtasının sırtını meydana getiren And dağlarıdır. Bu dağ sırasının uzunluğu 8000 km.’yi geçer; bu zincir, Kuzey Amerika’ya da geçerek 6000 km. süren Kayalık dağlarını meydana getirir; Asya ve Avrupa kıtasının doğal sınırı olan Ural dağlarının uzunluğu 4 000 km’dir; Alpler kitlesi 1 200 km., Apeninler ise 1300 km.’lik bir alanda uzanırlar. ' Dağ sıraları genellikle derin vadilerle ayrılır. Bu vadiler (And sıradağlarında olduğu gibi), dağları birbirine paralel sıralara ayırırlar. Ba-r zen de tersine, dallanarak çeşitli yönlere da.ğ.lırlar (Himalayalarda olduğu gibi). Bir dağ sırasındaki zirveleri birleştiren çizgiye, sülardan ayrılma çizgisi adı verilir. (lignes de partage des eaux). Dağ sıralarını birbirinden avıran birtakım kesintilere de geçit, boğaz, klüz denir. Bir dağ sisteminde esas sıra ve ondan daha alcak olan ikinci derecedekiler göze çarpar.
14 Ocak 2017 Cumartesi
Dağlar ve Dağların oluşumu
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder